Stadyum önlerinde kurulan o birbirinin aynısı çadırlar, sadece vakit öldürmek için oraya konmuş ‘o’ meşhur şişme oyunlar… Yıllardır Fanzone dendiğinde akla gelen bu ezber, aslında futbolun o ateşli ruhuna yapılan en büyük haksızlık.
Taraftar, evinden formasını giyip çıktığı andan itibaren başka bir gerçekliğe adım atar. O yolculuk, metroda atılan ilk slogan, stadyumun silüetinin göründüğü o ilk an… Hepsi 90 dakikalık o büyük patlamaya giden fitilin ateşlendiği duraklardır.
Peki yıllardır ne yapılıyor? Bu bekleyişi, yetişkinler için kurulmuş basit bir oyun parkına çeviriyor.
"Oyalamak" ile "Hazırlamak" Arasındaki O İnce Çizgi
Yıllardır süregelen “Fanzone” mantığı, ne yazık ki taraftarı “turnikeler açılana kadar oyalanması gereken bir kalabalık” olarak görüyor. Biz ise bu bakış açısını temelden reddediyoruz. Fun10 için maç öncesi organizasyonu, bir oyalama taktiği değil; atmosferin tasarımıdır.
Bir final maçının o heyecanını düşünün. O heyecan, hakem düdüğü çaldığında başlamaz. O heyecan, taraftarın stadyum çevresine adım attığı anda başlar. İşte biz, o atmosferi kuruyoruz.
Plastik Kalelerden, Yaşayan Deneyimlere
Bizim için maç günü deneyimi, markaların logolarını sağa sola serpiştirdiği soğuk bir alan değildir.
Ruhsuz Müzik Değil, Ritüel: Hoparlörden rastgele şarkılar çalmak yerine, tribünün nabzını tutan, maçın hikayesine uygun, desibeli yavaş yavaş artıran bir ses mimarisi.
İzole Oyunlar Değil, Kolektif Heyecan: Taraftarı tek başına bir şeye baktıran değil; yanındakiyle rekabet ettiren, omuz omuza getiren, tribün provasını dışarıda başlatan kurgular.
Bekleme Odası Değil, Arenanın Girişi: Alanı öyle bir tasarlıyoruz ki; taraftar oraya girdiğinde “Vakit geçsin” demiyor, “Maç havasına girdim” diyor.
Düdük Çalmadan Önceki Son Perde
Futbol (veya basketbol, voleybol), sadece sahada oynanan bir oyun olmaktan çıkalı çok oldu. Bu bir endüstri, evet. Ama ham maddesi duygu olan bir endüstri.
Eğer markalar taraftarla gerçek bir bağ kurmak istiyorsa, onların heyecanına, stresine, totemlerine ve coşkusuna ortak olmalı.
Fun10 olarak biz, Fanzone kavramını “mekanik bir organizasyon” olmaktan çıkarıp, “sportif bir sanat eserine” dönüştürüyoruz.
Çünkü biliyoruz ki; iyi bir maç, hakem düdüğüyle değil; taraftarın o alana ilk adımını attığı an başlar.
Ve biz, tam orada başlıyoruz.
